Av. Ceren Koçak: Cezaevlerinde pek çok mağduriyet yaşanıyor!

23 Kasım 2017

Ağustos 2017’de gerçekleşen Avukatlar Kampı’na katılan avukatlar ile söyleştik.

 

 Avukat Ceren Koçak, Eskişehir

Biraz kendinden bahseder misin?

Isparta Süleyman Demirel mezunuyum, orada stajımı yaptım. Mezun olduğumda bir yıla yakın bir süre Denizli’de çalışma hayatım oldu. Bir avukatın yanında çalıştım. Sonrasında Eskişehir’e yerleştim. Burada çalışmaya başladım.

Şuan istediğin mesleği mi yapıyorsun peki?

Okul ve meslek süreci ne yazık ki yaşadığımız coğrafyada maddi kaygılar gözeterek ilerliyor. Okuduğum dönemde en iyisinin bu olacağını düşünerek avukat oldum. Ama avukat olmak yerine Radyo Sinema Televizyon bölümü okumak isterdim.

İş konusunda Avukat Ceren Koçak neler yapıyor, hangi davalara bakıyor?

Stajımı İcra Hukuku alanında yaptım. Sonrasında Denizli’de bir avukatın yanında çalıştığım dönem çok seçme fırsatım olmadı. Çalıştığım işyeri nasıl bir gidişat belirlediyse ben de buna paralel olarak ilerledim. Kendi ofisimi açtıktan sonra daha rahat olabildim. Avukatlığın güzel yanı da serbest meslek olması belki de. Politik taraf daha ağır bastı. Eskişehir Barosu’nda, Kadın Hakları Komisyonu’nda ve İnsan Hakları Komisyonu’nda görevler aldım.

Meslek hayatında LGBTİ+ alanıyla kesiştiğin yer neresi?

Açıkçası ben Avukatlar Kampı’na kadar çok farkında olan biri değildim. Eskişehir’de çalıştığım sürede Pembe Hayat’ın avukatı ile iletişimdeydim. Benden Eskişehir’de en uzun müebbet alan bir trans kadın ile görüşmemi istedi. İnsan Hakları Komisyonu olarak görüştük. Bu aslında bizi çok dönüştüren ve farkında olmamızı sağlayan bir durumdu. Daha önce böyle bir müvekkilim olmamıştı. Çok büyük bir mağduriyet yaşandığını gördük. Bu bizi daha fazla çalışmaya itti. Sürekli ziyaretlere gittik. Görüştüğümüz mahpusun hukuki bilgisi çok fazlaydı. Bize çok şey öğretti ve bu alanda başlamış olduk.

Bir trans mahpusla çalışma pratiği edinmiş bir avukat olarak; orada gözüne çarpan bir hak ihlali veya ayrımcılık oldu mu?

Elbette çok fazla mağduriyet yaşanıyor. Görüştüğümüz kişi pek çok şehirde cezaevinde kalmış. Ancak en kötü şartlara sahip olan şehrin Eskişehir olduğunu söylüyor. Ve tabiki mağduriyet artıyor. Geçiş sürecinde bir trans kadın olduğu için hormon takviyesinin düzenli olarak yapılması gerekiyor. Ancak bu konuda doktorla görüşme istediğimizde açık bir mobbing uygulanıyor. Cezaevi müdürü ile görüştüğümüzde meselenin üstünü kapatmak isteselerde biz karşısında durduk ve süreci biraz olsun rahat bir hale getirdik. Tabii ki bu bizim zorlamamızla oldu. Ancak bu beraberinde psikolojik şiddetin artışını da getirdi. Mahpus müvekkilimizi sürekli tahrik ederek kışkırtmaya çalışıyorlar. Gördüğümüz en belirgin mağduriyetler bunlardı.

Hormon sürecinden bahsettin. Biraz da Medeni Kanunun 40. maddesi üzerinden konuşmak istiyorum. Cinsiyet geçişi dediğimiz süreç için pek çok ameliyata ve zorunlu kısırlaştırmaya maruz kalıyoruz. Bu durumda, hak ihlali penceresinden senin gözlemlerin neler?

İnsan hakları anlamında büyük bir ihlal olduğu kesin. Bu konuda kişinin beyanının dikkate alınıp bu beyanın yeterli kılınması gerekiyor. Ama Türkiye’de bu konuda farklı uygulamalar var. Bahsettiğim trans mahpus müvekkilim üzerinden örnek verecek olursam, geçiş davasını açtık ve devam ediyor. Mahkemede hakimin hiçbir bilgisi yoktu. Ben orada Pembe Hayat Derneği ile sürekli iletişimde olduğumuzu, oradaki insanların süreçte oldukça bilgili olduğunu ve yapılması gerekenlerin neler olduğunu söylediğim bir tutum izledim. Ancak dava sonrası müvekkilimin cezaevinden hastaneye nakil edilmesi gerekiyor ve bu süreç çok sıkıntılı. Sürekli sorun çıkarılıyor.

Ağır müebbet cezası alan mahpuslar zaten büyük sorunlar yaşıyor. Ancak bir de LGBTİ+ kimliği ekleninceki halini senden dinleyebilir miyiz?

Ağır müebbet çok zor bir süreç. Cezaevinde LGBTİ+ olmak üzerine eklendiğinde tabi ki psikolojik geri dönüşleri çok sorunlu olabiliyor. Ancak deneyimlediğim trans mahpus pratiklerimde transların hukuki sürece ellerinden geldiğince bireysel olarakta dahil olduklarını gördüm. Haklarının takipçisi oluyorlar. Belki de bu yeni bir umut doğuruyordur.

LGBTİ+ mahpusların pek çoğu tekli odalarda tutuluyor. “Koruma” veya LGBTİ+ koğuşu olmadığı gerekçe gösterilerek yapılıyor genelde. Sen ne düşünüyorsun?

Eskişehir’de 14 tane trans mahpus var bizim bildiğimiz. Ve hepsi birbirinden ayrı koğuşlarda. Sadece bahsettiğim ağır müebbet cezası bulunan Esra tekli odada kalıyor. Bu tabii ki büyük bir insanlık suçu. Hava alma saatlerini bile birbirlerinden haber almamaları için farklı tutuyorlar. Bu uygulanan tecrit bir an önce son bulmalı.

Son olarak, hukuk alanında çalışan insanlara söylemek istediğin bir şey var mı?

LGBTİ+’ların çok fazla mağduriyet yaşadığını insanların görmeleri gerekiyor. Bize düşen pay çok fazla. İnsanları bilinçlendirmemiz gerekiyor. Daha duyarlı olunmasını sağlamalıyız.

Eklemek istediğin bir şey var mı?

Pembe Hayat’a çok teşekkür ediyorum. Bu kamp bize pek çok şey kattı. Devamlılığının olmasını istiyoruz.

Röportaj: Demhat Aksoy

Bu söyleşi Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı’nın finansal olarak desteklediği ve Pembe Hayat ile Kaos GL Dernekleri’nin birlikte yürüttüğü Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu Projesi kapsamında gerçekleştirilmiştir.