Hukukçular için Toplumsal Cinsiyet Temelli Ayrımcılık ve Nefret Suçları Eğitimi

4 Mart 2016

“Seks İşçileri Kooperatifleri ve Çetelerle Mücadele” başlığı ile düzenlenen 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü etkinlikleri başladı. Ankara Barosu ve Pembe Hayat ortaklığında gerçekleştirilen “Toplumsal Cinsiyet Temelli Ayrımcılık ve Nefret Suçları Eğitim Semineri”nin ilk oturumu dün yapıldı.

2008’den bu yana bir çok etkinlik ve eylem düzenleyen Pembe Hayat Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi her 3 Mart’ta olduğu gibi bu yıl da bir dizi etkinlik düzenliyor. “Seks İşçileri Kooperatifleri ve Çetelerle Mücadele” başlıklı 3 Mart sempozyumunun ilk etkinlikleri dün başladı. Ankara Barosu Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “Toplumsal Cinsiyet Temelli Ayrımcılık ve Nefret Suçları Eğitim Semineri” dün 70'e yakın avukat ve avukat adayının katılımı ile gerçekleştirildi.

Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Profesör Melek Göregenli’nin ve Kaos GL Derneği’nden Aylime Aslı Demir’in sunumları ile başlayan ilk oturumda ayrımcılık ve toplumsal cinsiyet eşitliği konuşuldu. Moderatörlüğünü Kaos GL Derneği’nden Ali Erol’ün yaptığı oturumda toplumsal cinsiyet, ayrımcılık ve ayrımcılığın günlük hayatımızda meydana geliş biçimlerine değinildi. 3 Mart’ın aynı zamanda “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” olduğunu hatırlatan Erol, söz konusu seks işçiliği olduğunda bu alanda yaşanan hak ihlallerinin görülmezden geldiğine dikkat çekti.

Aylime Aslı Demir’in kavramları anlattığı sunumuyla başlayan oturumda toplumsal cinsiyet, cinsel kimlik, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği kavramları konuşuldu. İntersekslerin ve transların mevcut sistem tarafından görülmezden geldiğini belirten Demir “Mevcut cinsiyet rollerine uymayan kişiler transfobi ve homofobi ile dize getirilmeye çalışılır. Bu bazen bir bakış bazen de sözlü ya da fiziksel saldırı yoluyla gerçekleşir” diyerek günlük hayatın bir parçası olan transfobik ve homofobik söylemlere ve saldırılara dikkat çekti.

“Kendisini tamamen heteroseksüel olarak tanımlayan bir erkek de bu sistemden mağdur”

Profesör Melek Göregenli ise ayrımcılığın günlük hayatımızın bir parçası şekline gelmesine dikkat çekerek “Aslında ayrımcılık dediğiniz şey iktidarların kendisini korumasını ve toplumu kontrol etmesini sağlar. Bu nedenle televizyonlardan okullara, hastanelerden evlerin içlerine kadar girerek toplumu ehlileştirmeye çalışır. ‘normal’ olmayanı, norma uymayanı da taciz eder, şiddet uygular ya da en temel hakkı olan yaşam hakkına göz diker. Böylece toplum düzeni iktidarın bekasını sağlamış olur” dedi.

Toplumda cinselliğin de devlet tarafından kontrol altında tutulmak istendiğine dikkat çeken Göregenli “Anneden bir şey istendiğinde, anne söylemek için babanın eşref saatini bekler, bu da genellikle cinsellikle ilgili bir saattir. İktidar ve heteroseksizm bu nedenle birbiriyle bu kadar ilişkili. Bu asla sadece kadınların ya da heteroseksüel olmayanların meselesi değil çünkü bu bütünüyle sistemin korunması ve kurulması ile alakalı. Kendisini tamamen heteroseksüel olarak tanımlayan bir erkek de bu sistemden mağdur. Sadece iktidarda olduğu için kendisini imtiyazlı zannediyor. Ancak aslında sistem erkeklere de erkekliği dayatarak, onların öznelliklerini yok ederek kendisini varediyor” şeklinde konuştu. Göregenli, aynı zamanda ayrımcılığın tek bir yönü olmadığına ve kişilerinden tek bir kimlikten ibaret olmadıkları için birden fazla şekilde günlük hayatta ayrımcılığa uğradığına dikkat çekti. “Bir kişi cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, etnik kimlik, dini kimlik veya sınıfsal kimlik gibi nedenlerle aynı anda ayrımcılığa uğrayabilir” diyen Göregenli, bu nedenle kişinin ayrımcılık karşısında yürüteceği mücadelenin de çok yönlü olduğunu belirtti.

İkinci oturum ise Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Sever’in sunumuyla başladı. Sever, idare hukuku ve ayrımcılık üzerine değerlendirmelerde bulundu. Sever, günlük hayatta maruz kaldığımız ayrımcılıkları ayrımcılık olarak tanımlamakta yaşadığımız bir sorun olduğuna dikkat çekti. Ardından ise özellikle kamu hizmetinden yararlanmak isteyen LGBTİ’lerin yaşadıkları sıkıntıları anlattı. Sever, “kabahatler kanunu” çerçevesinde translara kesilen cezaları ve yaşanılan mağduriyetleri anlattı. İkinci bölümde ise Av. Oya Aydın iş hukuku bağlamında LGBTİ’lerin yaşadığı mobingi anlattı. Aydın, ayrıca ayrımcılığı düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 122. Maddesinin yetersizliğine dikkat çekti.

Ankara Barosu’nda gerçekleştirilen  “Toplumsal Cinsiyet Temelli Ayrımcılık ve Nefret Suçları Eğitim Semineri” ikinci bölümü ile bugün de saat 13.30’dan itibaren başlayarak kaldığı yerden devam edecek. “Müşteri mi Müvekkil mi? Müvekkilin Hassasiyetlerinin Gözetilmesi” ve “Nefret Suçu ve Nefret Söylemi” oturumları gerçekleştirilecek.

* Bu etkinlik Avrupa Birliği Sivil Düşün Programının finansal olarak desteklediği Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu Projesi kapsamında Pembe Hayat ve Kaos GL tarafından gerçekleştirilmiştir.