Hak ihlallerini nasıl raporlayabiliriz?

25 Mayıs 2015

Pembe Hayat ve Kaos GL, İstanbul LGBTİ’nin ev sahipliğinde İstanbul’daki LGBTİ oluşumlarına hak ihlallerini raporlama eğitimi verdi.

 

Pembe Hayat ve Kaos GL Dernekleri, Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu projesi kapsamında İstanbul’daki LGBTİ örgütlerine “LGBTİQ Bireylere Yönelik Hak İhlallerini Raporlama Atölyesi” düzenledi. İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nin ev sahipliğinde tüm gün devam eden eğitime; Hêvî LGBTİ ve SPoD LGBTİ’den aktivistler de katıldı.

 

Pembe Hayat’tan Bora Bengisun’un açılış konuşmasıyla başlayan atölyede yine Pembe Hayat’tan Selin Berghanhak temelli raporlama süreci ve savunuculuk üzerine sunum yaptı. Kaos GL’den Av. Hayriye Kara katılımcılara işkence ve kötü muamele yasağı, haklar ve Türkiye’deki insan hakları kurumları üzerine eğitim verirken; Kaos GL’den Umut Güner ise hak ihlalleri raporlama formu ve hak ihlaline uğrayan kişilerle görüşmenin detaylarını aktardı.

 

“Bağımsız kuruluşlar hakların hayata geçirilmesi için devleti izlemeli”

 

Hak ihlallerini belgelemek için rapor tutmanın önemine değinen Selin Berghan, “Raporladığımız şiddet olaylarının yanı sıra, hakların hayata geçirilmesinde sorumlu kurum ve kuruluşları da izlememiz gerekiyor. Devletler hakların hayata geçirilmesinde doğrudan sorumludur. Uluslararası bütün sözleşmeler kamu idaresinin şeffaf bir şekilde bağımsız kurumlardan tarafından izlenmesi gerektiğini belirtiyor” dedi.

 

Berghan hakların hayata geçirilmesi için devletin yükümlülüklerini ise şöyle sıraladı: “Saygı duyma, koruma ve sağlama yükümlülüğü var. Devlet ilk olarak o hakka saygı duymalı ve kendisi ihlal etmemeli. Devamında o hakkı korumalı ve son olarak hakkın kullanılabileceği ortamı sağlamalı.”

 

“Her ayrımcılık nefret suçu değildir”

 

Av. Hayriye Kara ise sunumunda işkence ve kötü muamele yasağının uygulama alanlarını aktardı. “Hak ihlallerini raporlarken hedef kitlemize bakmak ve en can alıcı ihtiyaçları tespit etmemiz gerekir” diyen Kara, ayrımcılığın hayatın her alanında kişilerin karşısına çıktığını hatırlattı. Ayrımcılığı, kişinin haklarına erişiminin engellenmesi olarak tanımladı.

 

Nefret suçunun ayrımcılıktan ayrı bir kavram olduğunu belirten Kara, “Nefret suçunda bir önyargı saikinin olması ve bu eylemin ceza kanununda suç olarak tanımlı olması gerekir. Ayrımcılık da nefret suçları da toplumsal barışı tehdit eden uygulamalardır. Her ikisiyle de mücadele etmek gerekir ancak her ayrımcılık nefret suçu değildir. Farklı alanlarda farklı yöntemler geliştirmek ve ona göre raporlama yapmak gerekir” şeklinde konuştu.

 

İstanbul LGBTİ hukuki destek sağlayacak

 

İstanbul LGBTİ’den Deniz Tunç da Kara’nın sunumu sırasında söz alarak Hollanda Konsolosluğu’nun desteklediği Eylül Cansın Transevi projesinden bahsetti. Raporlama eğitimine ihtiyaç duydukları için Eylül Cansın Transevi’nin ilk etkinliği olarak toplantıya ev sahipliği yaptıklarını belirten Tunç, hak ihlallerini raporlama ve hukuki destek sağlamanın önemine değindi.

 

Atölyelerin son bölümünde ise Kaos GL’den Umut Güner, “Hak ihlalleri raporlama formu nasıl doldurulur? Hak ihlaline uğrayan kişiyle görüşme nasıl gerçekleştirilir? Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu Projesi yıllık hak ihlalleri raporuna İstanbul’daki raportörler nasıl katkı sunabilir; hak ihlalleri alanında örgütler arası iletişim ve işbirliğini nasıl geliştirebiliriz” sorularına cevap aradı.

 

*Bu etkinlik Avrupa Birliği Sivil Düşün programının finansal olarak desteklediği Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu projesi kapsamında Pembe Hayat ve Kaos GL Dernekleri tarafından; Hollanda Kraliyeti’nin finansal olarak desteklediği Eylül Cansın Transevi projesi kapsamında İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği ev sahipliğinde gerçekleştirilmiştir.