"Anayasadan Değiştirilemez Hükümler Kalkmalı"

31 Ocak 2011

Sivil anayasaya ihtiyaç olduğu söyleminin siyasetçiler arasında yaygın olduğu ancak eylemlerinin bu ifadeye tezat teşkil ettiğini belirten Ünsal, yeni anayasayı mevcut parlamentonun yapamayacağını savundu.

Herkesin Anayasası’nı Hepimiz Yapıyoruz İnisiyatifi’nin düzenlediği ve Taksim Hill Oteli’nde gerçekleşen sempozyumunun bugünkü ilk oturumuna Gültan Kışanak, Faruk Ünsal, Cengiz Çandar ve Yücel Saymankonuşmacı olarak katıldı. Oturumun moderatörlüğünü Fethiye Çetin yaptı.

Tarhanlı: 12 Eylül zihniyetinden kopulmalı

Bir toplumun kendi iradesiyle anayasasını değiştirmesinin toplumun kendi geleceğini tayin etmesi anlamına geldiğini ifade eden Tarhanlı, anayasa modeli konusunda özgür düşünerek ’Biz kendi modelimizi nasıl kurarız’ düşüncesi ile hareket edilmesi gerektiğini savundu.

Yeni anayasanın bir "kopma" anayasası şeklinde değerlendirildiğini belirten Tarhan, "Herkes kendi meşrebine göre bir kopma düşünebilir, bunun tartışılması lazım. Ben 12 Eylül zihniyet yapısının kopmayı gerektirdiği düşüncesindeyim." dedi.

"Yönetimde istikrar" ve "temsilde adalet" gibi kavramların ardına sığınarak yüzde 10 seçim barajı savunulamayacağını belirten Tarhanlı, "Bu söylemin askerin "Türkiye’nin stratejik konumu bunu kaldırmaz" lafından farkı yoktur. Sivil üslup benimsenmelidir, mevcut negatif ve dışlayıcı üslup pozitife çevrilmelidir" diye konuştu.

Ünsal: Mutabakat meclisi oluşturulmalı

Sivil anayasaya ihtiyaç olduğu söyleminin siyasetçiler arasında yaygın olduğu ancak eylemlerinin bu ifadeye tezat teşkil ettiğini belirten Ünsal, yeni anayasayı mevcut parlamentonun yapamayacağını savundu.

Anayasa mahkemesinin parlamentonun kararları denetleyeceğini, bu kısıtlama altında yeni anayasa yapılamayacağını belirten Ünsal, "Yeni anayasanın yapılması içinde toplumun çeşitli sektör ve grupları da bulunduran bir mutabakat meclisi ile mümkündür. Bir daha seçilme kaygısı taşıyan insanların anayasa yapması sağlıklı olamaz." diye konuştu.

Çandar: İspanya modeli temel alınsın

Çandar, yeni anayasada cumhurbaşkanı Gül’ün Avrupa modellerinin temel alınmasını öngördüğünü belirterek, Türkiye’ye uygun model olarak İspanya’yı öne sürdü. Çandar, "İspanyadan kopyayla ’Bu anayasa insan haklarına saygılı olarak Türkiye’deki tüm vatandaşların kültür ve geleneklerini, anadillerini güvence altına alır.’ denilebilir" diye konuştu.

Değiştirilemez maddelerin kutsal kitaplarda olduğunu söyleyen Çandar, "Önümüzdeki yüzyılın anayasasını yapmamız söz konusuysa değiştirilemez hükümler diye bir madde olmamalı. Bu askerin kendi gücünü garanti altına almak için koyduğu bir maddedir." dedi.

Kışanak: İktidar Kürtleri sürece dahil etmek istemiyor

Türkiye için 21. yüzyılın kavga çatışma, baskı, darbe, komploların yüzyılı olduğunu söyleyen Kışanak, kavgalılık halinin sürdürülebilir olmaktan çıktığını ve Türkiye’de tarihsel kritik bir noktaya gelindiğini belirtti.

İktidarın toplumu özgürlükçü bir noktaya taşıma ve Kürtler’i anayasa yapma sürecine dahil etme amacı ve niyetinin olmadığını savunan Kışanak, "İktidar bu sürdürülemez hali en az hakları vererek atlatmaya çalışıyor, seçim öncesinde siyasi kaygılarla BDP ve Kürtleri sürece dahil etmek istemiyor." dedi.

Sayman, bütün hakları önce sıralayıp sonra sınırlandıran bir anayasanın gerici demokratik bir anayasa olarak değerlendirilebileceğini savundu ve "Ben hiçbir hakkın sınırlanamayacağına inanıyorum." dedi.