LGBT’ler Yeni Anayasadan Ne Bekliyor?

6 Ocak 2011

Türkiye’de hiçbir yasal güvencesi olmayan ve toplumun gelenekçi kesimi ve devlet güçleri tarafından dışlanan ve nefret suçlarına kurban giden eşcinsel bireyler ve LGBT örgütleri, sivil anayasa tartışmalarıyla birlikte, kendi taleplerinin yeni anayasada yer bulması umuduyla tartışmalara dahil oldu.

Türkiye’de hiçbir yasal güvencesi olmayan ve toplumun gelenekçi kesimi ve devlet güçleri tarafından dışlanan ve nefret suçlarına maruz kalan LGBT bireyler ve örgütleri, kendi taleplerinin de yeni anayasada yer bulması umuduyla tartışmalara katılıyorlar

Darbe anayasası mağduru olan tüm kesimler gibi yeni anayasa tartışmalarına müdahil olan eşcinseller de, yapılacak olan yeni anayasada, eşitliği düzenleyen Anayasa’nın 10. maddesine cinsel yönelimin de eklenmesini ve genel ahlak ibaresinin de yeniden düzenlenmesini istiyor. Hükümetin mevcut haliyle demokratik bir anayasa yapmayacağını belirten KAOS GL üyesi Ali Erol ise, hükümetin eşitlikçi, özgürlükçü söylemlerine rağmen Kürtlerin, Alevilerin, eşcinsellerin ve toplumun diğer kesimlerinin temsilcileri ile diyalog kurmaktan kaçmasının onların taleplerini içeren anayasal düzenleme yapmayacağına işaret ettiğini söyledi.

Türkiye’de hiçbir yasal güvencesi olmayan ve toplumun gelenekçi kesimi ve devlet güçleri tarafından dışlanan ve nefret suçlarına kurban giden eşcinsel bireyler ve LGBT örgütleri, sivil anayasa tartışmalarıyla birlikte, kendi taleplerinin yeni anayasada yer bulması umuduyla tartışmalara dahil oldu. Başta Kürtler, Aleviler ve toplumun diğer ötekileri tarafından haklarının güvence altına alınması ve eşit yurttaşlık tanımının gelişmesi açısından umut kapısı olan yeni anayasaya ilişkin eşcinseller de, çeşitli platformlara müdahil olarak çalışmalarını hızlandırdı. Seçim sonrasına ertelenen yeni anayasa tartışmalarına ilişkin ajansımıza konuşan KAOS GL üyesi Ali Erol, yeni anayasa tartışmaları ile birlikte toplumun her kesiminin mobilize olduğunu belirterek, zaten muğlak olan anayasa tartışmalarının seçim sonrasına kalmasıyla birlikte daha da muğlaklaştığına işaret etti. Sivil anayasa tartışmalarının her an her yöne evrilebileceğine vurgu yapan Erol, hükümet tarafından yapılacak yeni bir anayasanın çok fazla hak ve özgürlük getirmeyeceği görüşünde.

’Taleplerimiz en azından sivil toplumda karşılık gördü’

2000’li yılların başından itibaren Anayasa’nın eşitlik ilkesini düzenleyen 10. madde’de cinsel yönelim ibaresinin de yer alması ile ilgili talepleri dillendirdiklerini belirten Erol, şunları söyledi: "Türk Ceza Kanunu’nun AB hukukuna göre uyarlanmasının gözden geçirildiği dönemde taleplerimizi dinlendirmeye başladık. En azından TCK’nın ayrımcılığı düzenleyen maddesinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin eklenmesi ve böylece LGBT vatandaşların maruz kalacakları ayrımcılığa karşı bir yasal güvenlik şemsiyesi oluşsun istedik. Bu taleplerimiz günümüzde anayasal bir güvenlik şemsiyesi için eşitlikçi, özgürlükçü olarak tabir edebileceğimiz bir anayasa tartışmalarına kadar geldi. Biz anayasa tartışmalarında bir konuda başarılı olduk. Çünkü KAOS GL Derneği ve diğer örgütlerle oluşturduğumuz Anayasa Komisyonu ile kamu otoriterine ulaştırmaya çalıştığımız taleplerimiz en azından sivil toplumda karşılık gördü. Sivil anayasa tartışmalarında cinsel yönelim ibaresinin olmadığı bir anayasanın eksik kalacağına dair bir ortaklaşmamız söz konusu oldu. Yani bizim yaklaşık on yıl önce sadece slogan olarak attığımız talep bugün ortaklaşılan bir talep oldu."

Eşcinsel realitesinin tanınmasında BDP’nin büyük katkılarının olduğuna işaret eden Erol, BDP’nin Meclis çatısı altında sunduğu katkıların, eşcinsel örgütleri olarak anayasa tartışmalarında da kendi taleplerini dillendirmek ve sivil toplumda bu taleplerin kabul edilebilirliğine katkı sunduğunu söyledi.

’Muğlak ifadelerin anayasadan çıkarılmasını istiyoruz’

Mevcut yasal düzenlemelerde eşcinsel realitesinin görmezden gelindiğini belirten Erol, yeni yapılacak anayasada yoruma açık bırakılacak şekilde değil, eşcinselleri koruyacak şekilde direk belirtilmesi gerektiğini dile getirdi. Erol, Kürt realitesinin tanımlanmasının da direk etnik vurgunun yapılmadan tanınması gerektiği noktasında fikirlerinin olduğunu söyledi. Eşcinsel bireylerin yaşadığı sorunları ortadan kaldıracak bazı düzenlemelerin anayasada güvence altına alınması gerektiğini belirten Erol, şu değerlendirmede bulundu: "Eşcinsel örgütler olarak talebimiz anayasal zeminde sadece anayasanın eşitliği düzenleyen 10. maddesine cinsel yönelim ibaresinin eklenmesi ile sınırlı değil. Aynı zamanda muğlak ifadelerin de anayasadan çıkarılmasını istiyoruz. Bu bizim için sürekli demoklesin kılıcı gibi başımızda sallanan genel ahlak ibaresidir. Bu genel ahlak ibaresinin nasıl yorumlanacağı ve en küçük bir çatışma anında LGBT bireylerin var oluşu ve LGBT örgütlerinin ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin nasıl kullanabileceklerinin işareti olan genel ahlak tabiri ve bunun muğlaklığının anayasadan çıkmasını istiyoruz."

Erol, hükümetin eşitlikçi, özgürlükçü söylemlerine rağmen, Kürtlerin, Alevilerin, eşcinsellerin ve toplumun diğer kesimlerinin temsilcileri ile diyalog kurmaktan kaçmasının; onların taleplerini içeren anayasal düzenleme yapmayacağının göstergesi olduğuna işaret etti.