Nefret Suçları ve Hukuk Üzerine

8 Şubat 2010

Aynı zamanda platformun avukatları Senem Doğanoğlu, Fırat Söyle ve Elif Ceylan Özsoy tarafından 82 Anayasası Yogyakarta İlkeleri doğrultusunda analiz edildi. Bu raporunda sivil anayasa tartışmalarına katkı sağlayacağını düşünüyorum.”

Genel olarak Türkiye’de LGBTT bireylerin insan hakları alanında yaşadıkları ihlallerin fotoğrafını çeken Siyah Pembe Üçgen Derneği’nin düzenlediği Baki Koşar Etkinlikleri yürüyüş ile başladı, forumlarla ve sergilerle devam ediyor.

İlk forum ?Nefret Suçları ve Hukuk Üzerine? başlığını taşıyordu. Foruma Asuman Aytekin İnceoğlu, Senem Doğanoğlu, Bora Bengisun ve Erdal Doğan konuşmacı olarak katıldı.

Nefret Suçunun Tek Mağduru Yok

Asuman Aytekin öncelikle nefret suçu tanımının çizmeye çalıştı. AGİT’in bu konuda devlete ve bu konuda çalışan STK’lere yönelik bir kitapçık hazırladığından ve bu kitapçığın bir nevi tavsiye niteliğinde hazırlandığından bahsetti. Kitapta genel bir terminolojiye varmaya çalıştıklarını belirtti ve ?Nefret suçu nasıl tanımlanıyor, nefret suçu ile nefret söylemi arasındaki fark nedir?? gibi soruları yanıtladı.

?56 ülkeden 48’inde bir şekilde nefret suçunun kapsandığını görüyoruz. 8 ülkede ise nefret söylemi tanımları var. Ancak nefret suçu tanımlaması yok. Nefret suçunun iki unsuru var. Altta temelde bir suç olması gerekiyor. Kişi ya da mala yönelik suçlardan biri olabilir. Bu suçun işlenmesinin sebebi çok önemi, önyargısal saikıyla işlenmiş olması gerekiyor. Bu ne demek, failin mağduru belli bir özelliği sebebiyle bilinçli olarak seçmesi demek. Nefret söyleminde ise bu söylemden ibaret oluyor ve bu da bir suç oluşturabiliyor. Nefret söylemi, nefret suçu öncesinde ve sonrasında yapılmış ise nefret suçunun nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Buna nefret saikı değil, önyargı saikı deniyor. Belirli bir grup tarafından beslenenler olabilir, ırk, din, dil, milliyet gibi olabilir.

Pek çok suçun nefret saikıyla işlendiğini biliyoruz ancak mağdur, belli özellikleri nedeniyle hedef alındığı için nefret suçu deniliyor. Nefret suçunun tek mağduru yok. O gruba ait olan herkes aynı mağduriyeti yaşıyor? dedi.

Yargıtay Kararlarıyla Acıyor, Danıştay Hasta Diye Yorumluyor

Senem Doğanoğlu

?LGBTT Hakları Platformu olarak tespit ettiğimiz vakalar gasp, öldürme olarak karşımıza çıkıyor. Nedenlerine biz de bakmak zorunda hissediyoruz. Bir nefret suçu açısından LGBTT bireyler söz konusu olduğunda heteroseksizm öne çıkıyor. Anatomik olarak kadın ve erkek olarak dayatıldığı ve üremeyle ilişkilendiren baskın bir ideolojik yapıdan bağımsız bir yargı yok. Yargı makamları eşcinselliğe, biseksüelliğe, transeksüelliğe nasıl bakıyor diye bir göz atarsak, ????toplum sağlığına aykırılık, huzuru bozacak kişiler, gizli amaçları olan insanlar, genel ahlaksızlar’ gibi önyargılarla verilmiş kararlar var. ????Ben devlete vergimi veriyorum, ben iyi bir vatandaşım’ diyen orta sınıf algısı aynı zamanda ????ama’ ile başlayan cümleleriyle nefret suçunu meşrulaştırıyor. Bizlerin bu meşrulaştırmayla nasıl mücadele edeceğimizi de konuşmamız gerekiyor.?

Nefret Suçlarına Dikkat Çekiyoruz

Bora Bengisun

?LGBTT Hakları Platformu, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli insan hakları ihlallerini düzenliyor. Bizler insan hakları kurullarına başvurarak ihlallerin gündemleşmesini istiyoruz. Düzenli olarak raporlamalar yapıyoruz. Bu sene vaka raporlarımız dışında iki ayrı rapor da yayınlayacağız. Bu raporlardan bir tanesi nefret cinayetlerinde yargının tutumunu gözler önüne seren ????Adaletin LGBTT hali’ raporu. Bu raporun elektronik haline kaosgl.org üzerinden ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda platformun avukatları Senem Doğanoğlu, Fırat Söyle ve Elif Ceylan Özsoy tarafından 82 Anayasası Yogyakarta İlkeleri doğrultusunda analiz edildi. Bu raporunda sivil anayasa tartışmalarına katkı sağlayacağını düşünüyorum.?

Yargısal Süreçlerde Erkeklik Savaşı Veriliyor

Erdal Doğan

?Nefret suçları davalarında gizlilik delilleri karartmak için kullanılıyor. Etnik kimlik üzerinden bakarsak, nefret cinayetlerinde zanlılar ????Bizim Türklüğümüze küfür ettiler, kızlarımızı alacaklar’ şeklinde bahanelerle kişiyi öldürdüklerini söylüyorlar. Türklüğe hakaret etti diyerek de Hrant (Dink) da öldürüldü. Türklük kimliği inşa edilirken, Türklerin bile yabancı kaldığı, erkeksi bir yapının söz konusu olduğunu görüyoruz.? (BS)