Nefret Cinayetleri Raporu

26 Ekim 2007

LGBTT Bireylerin İnsan Haklarını İzleme ve Hukuk Komisyonu olarak 2007 yılında şimdiye kadar gerçekleşen nefret cinayetlerine ilişkin raporumuzu açıklıyoruz.

LGBTT Bireylerin İnsan Haklarını İzleme ve Hukuk Komisyonu, 2007’nin Ocak-Ekim ayları arasında medyaya yansıyan nefret cinayetlerini rapor haline getirdi.

LGBTT Bireylerin İnsan Haklarını İzleme ve Hukuk Komisyonu olarak 2007 yılında şimdiye kadar gerçekleşen nefret cinayetlerine ilişkin raporumuzu açıklıyoruz.

Türkiye’de LGBTT Bireylere Yönelik Nefret Cinayetleri Raporu

Nefret Suçu nedir?

Bir suçlu tarafından bir şahsa veya bir mülke karşı işlenen herhangi bir cezai suçun kaynağı o kimsenin: Irkı, rengi, etnik kökeni ye da uyruğu; dini; cinsiyeti veya cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği; yaşı; fiziksel veya zihinsel engelleri ise bu suç nefret suçunu teşkil eder.

Nefret suçları şu şekillerde işlenebilir: Sözlü taciz, tehdit edici davranışlar, ad veya lakap takmak, postayla veya e-postayla rahatsız etmek, telefonla rahatsız etmek, mesajla rahatsız etmek, duvar yazısı, fiziksel saldırı, soygun, hırsızlık, gasp, taciz, tecavüz, sarkıntılık, gözdağı, şiddet, aile içi şiddet, mülke ye da eşyalara zarar verme , kundaklama, komşu kavgaları, saldırgan broşürler ve posterler, konutların önüne ya da posta kutularına çöp boşaltma, okulda ye da iş yerinde kabadayılık yapma, incitici şakalar, el-kol hareketleri veya diğer herhangi bir şekilde hasar verme şeklinde özetlenebilir. Ayrıca kişinin ait olduğu sosyal grup nedeniyle ayrımcılığa uğruyor olması da nefret suçları içinde değerlendirilebilir.

Türkiye’de Eşcinsellere Yönelik Nefret Cinayetleri

Türkiye’de yasalar LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel) bireyleri korumamaktadır. Yasalarda LGBTT bireylere yönelik ayrımcılığı ve insan hakları ihlallerini cezalandırmaya yönelik herhangi bir düzenleme bulunmamakta; üstelik, LGBTT bireylere yönelik işlenen nefret suçlarında mahkemeler ağır tahrik indirimi uygulayarak, hukuk önünde eşitlik ilkesini ihlal etmektedir.

Gazeteci Baki Koşar 22 Şubat 2006’da öldürülmüştü. Gazeteci Baki Koşar’ın cinayet zanlısının yargılandığı davada mahkeme 1 Mart 2007’de açıkladığı kararda, ağır tahrik indirimi uygulayarak, Baki Koşar’ı öldüren katile 16 yıl 5 ay 15 gün ceza verdi. Verilen ceza, yaşarken de ölürken de eşcinseller için adaletin ne yönde tecelli ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Baki Koşar’ın katilinin cinsel ilişki kurmak için evine geldiği, bilerek ve isteyerek davete icabet ettiği dosya içeriği ile sabit iken, "eşcinsel ilişki kurma teklifi" gerekçe gösterilerek mantığa büründürülmeye çalışılan cinayete ağır tahrik uygulanması, LGBTT bireylere uygulanan ayrımcılığın açık bir göstergesidir.

LGBTT bireylere yönelik ayrımcılık yasalarla engellenmediği gibi, mevcut yasalar da "ahlak" kisvesi altında eşcinseller aleyhine yorumlanmaktadır.

Konu LGBTT bireylere yönelik nefret cinayetlerine geldiğinde, bir kez daha suç ile ceza arasındaki orantı LGBTT bireyler aleyhine bozulmaktadır. ?Eşcinsel ilişki teklifi? tahrik olarak görülecek bile olsa, ?Hayır? denilebileceği ya da zorlama söz konusu ise ?tehlike?den korunmak için öldürücü olmayan 1-2 bıçak darbesi yeterli olabileceği halde, 7’si öldürücü olmak üzere 32 bıçak darbesiyle işlenen cinayetin hangi saikle gerçekleştirildiği yargı tarafından sorgulanmamaktadır. Hal böyle iken mahkemeler, hiçbir açıklaması olamayacak öldürücü bıçak darbelerini gerçekleştiren katil yerine, maktulun cinsel yönelimini veya cinsiyet kimliğini sorgulamayı ve cinsel yönelimi veya cinsiyet kimliğini ağır tahrik kabul ederek, aslında cinsel yönelimi cezalandırmayı tercih etmektedir. Bu durum yargı organlarının kanaat oluştururken, homofobiden ne derece etkilendiğini göstermektedir.

LGBTT bireylere yönelik işlenen nefret cinayeti davalarında verilen kararlar, LGBTT bireyleri ötekileyen, ahlaksız ilan eden, yok edilmelerini ahlaki gerekçelere bağlayan homofobik zihniyetin yalnızca yargıdaki tezahürüdür. LGBTT bireylere yönelik nefret cinayetleri de aynı saikle işlenmektedir.

Ahlak kisvesi altında verilen kararlar, eşcinsel ve transeksüel yaşamları değersizleştirirken; mevcut yasaların LGBTT bireylerin aleyhine yorumlanmasıyla, aynı zamanda LGBTT bireylerin adaletten etkili olarak yararlanma hakları gasp edilmektedir. Yargı sistemi LGBTT bireyleri ahlaksız olarak ilan etmeye devam ettiği surece, LGBTT bireylerin adaletten eşit olarak yararlanamayacakları açıktır. Homofobiyi engelleyen yasalar çıkarılmadığı ve bunlar etkin bir biçimde uygulanmadığı sürece, LGBTT bireylerin temel insan hakkı olan yaşam hakkına dahi sahip olmaları sağlanamayacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti’nde yasalar LGBTT bireylere gelince farklı yorumlanmaktadır. Yasaların tüm vatandaşların haklarını eşit olarak himaye edeceği ve tüm vatandaşlara eşit olarak uygulanacağı güne kadar, eşcinsellerin için adaletin yerini bulması maalesef mümkün görünmemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti,

Nefret cinayetlerine ilişkin gerekli düzenlemeler dahil, LGBTT bireylerin güvenliğini sağlamaya ve haklarını korumaya yönelik herhangi bir yasal düzenleme yapmadığı,

LGBTT bireylere yönelik işlenen suçlarda ağır tahrik indirimine giderek mağdur LGBTT bireylere yönelik ayrımcılık yaptığı;

yargı süreçlerinde hukuk önünde eşitlik ilkesini çiğnediği için,

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Haklar Sözleşmesi’nin ayrımcılık yasağını düzenleyen 2. maddesini,

BM Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi’nin ayrımcılık yasağını düzenleyen 2. maddesini, yaşam hakkını düzenleyen 6. maddesini, özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 9. maddesini, hukuk önünde eşitliği düzenleyen 26. maddesini,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin, yaşama hakkını düzenleyen 2. maddesini, özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesini, ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. maddesini ihlal etmektedir.

LGBTT Bireylerin İnsan Haklarını İzleme ve Hukuk Komisyonunun Talepleri

Türkiye Cumhuriyeti, taraf olduğu ve ulusal hukukun bir parçası haline getirdiği Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Haklar Sözleşmesinin, Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesinin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin gereklerini yaparak insan hakları alanında gerekli düzenlemeleri yapmalıdır.

Sivil Anayasa’nın eşitliği düzenleyen maddesine cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığı eklenmelidir.

Türk Ceza Kanunun (TCK) ayrımcılık yasağını düzenleyen maddesine cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibareleri eklenmelidir. Nefret suçları tanımlanmalı ve LGBTT bireylere yönelik işlenen suçlar cezalandırılmalıdır.

LGBTT bireyleri suçları olmadığı halde suçlu konumuna getirerek homofobik ve ayrımcı uygulamalara yol açan ?genel ahlak?, ?müstehcenlik?, ?teşhircilik?, ?doğal olmayan cinsel ilişki? gibi kavramlar net bir şekilde açıklanmalı ve LGBTT varoluşların cezalandırılmasına son verilmelidir.

Adil yargılanma sürecinin gerçekleşmesi için, yargı organlarının mensuplarına yönelik homofobi, ayrımcılık temalı insan hakları eğitimleri düzenlenmelidir. Bu eğitimler için, insan hakları örgütleri, kadınların insan hakları alanında çalışan örgütler ve LGBTT örgütleri ile işbirliği içinde hareket edilmelidir.

LGBTT bireylerin düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüklerini kısıtlamaya yönelik yapılan düzenlemelere son verilmelidir. LGBTT bireylerin insan hakları alanında örgütlenmeleri desteklenmelidir.

Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, TBMM Adalet Komisyonu, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nu, bu konuyu gündemlerine almaya ve gerekli düzenlemeleri yapmaya davet ediyoruz.

Medyada LGBTT Bireylere Yönelik Nefret Cinayetleri

LGBTT bireylere yönelik işlenen nefret suçları medyada son bir yıl içerisinde geçen yıllara nazaran daha fazla yer buldu. 1 Ocak 2007 ile 10 Ekim 2007 tarihleri arasında medya aracılığı ile 15 vakaya ulaştık. Vakaların daha fazla olduğu bilinmektedir. Eşcinsellerin görünmezliği bir sorun olarak burada da karşımıza çıkmakta ve sırf cinsel yöneliminden veya cinsiyet kimliğinden dolayı öldürülen vakaların adı konulmamaktadır. Medyaya yansıyan nefret cinayetlerinin çoğu öldürülen erkek eşcinsel veya travesti/transeksüellerin haberleri olmakta, öldürülen lezbiyenlerin adları konmayıp aile içi şiddet gibi gerekçelerle lezbiyenlere yönelik nefret cinayetlerinin üstü örtülmektedir.

Yaşam hakkının ihlal edilmesini haberleştirmek yerine mağdurun cinayet sırasında ?ne giydiği, nasıl davrandığı? üzerine yoğunlaşmaktadır. Mağdur, topluma ifşa edilerek uğradığı şiddeti hak ettiğine ilişkin bir izlenim verilmektedir. Bu da medya aracılığıyla mağdurların ikinci kez mağdur edilmelerine neden olmaktadır.

LGBTT bireylere yönelik nefret cinayetleri, medya’da ?gay cinayeti?, ?eşcinsel cinayeti?, ?ahlaksız teklif? manşetleri atılarak, şiddet olayları magazinleştirilerek sunulmaktadır.

Medya bu haberleri verirken genellikle zanlının savunması üzerinden haberi hazırlamaktadır. ?Kurban?ın kendini savunması mümkün olmadığı için ?zanlı?nın savunması ile hazırlanan haber de taraflı ve homofobik haberler olmaktadır.

Son bir yıllık haberlere baktığımızda, LGBTT bireylerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerini saklamak zorunda kaldıkları için, şiddet barındıran ilişkilere sürüklendikleri ve bu ilişkilerden dolayı LGBTT bireylerin mağdur edildiğine ilişkin bir içeriğin yayınlanan haberlerde yer bulmadığını görmekteyiz. Buna karşın suçlu tarafın ?18 yaşından küçük? olmasının vurgulandığı veyahut mağdurun ekonomik durumu ile zanlının ekonomik durumunu karşılaştırıldığı haberlerin sunulduğunu görmekteyiz. ?Zengin gey, fakir inşaat işçisine ahlaksız teklifte bulundu? gibi haberler medyada karşımıza çıkmaktadır.

LGBTT bireylere yönelik nefret cinayetinde mağdurların evlerindeki DVD’ler, kıyafetler haberin içeriğinde verilerek mağdurun hem özel yaşamı ifşa edilmektedir, hem de öldürülen kişi için ?böyle bir sonun beklediğine?, ?böyle bir sonu hak ettiğine? ilişkin mesajlar verilmektedir.

Medyaya yansıyan haberlere baktığımızda Basın Konseyinin belirlediği, ?Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz. Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez. Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu olamaz. Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz. Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse "suçlu" ilan edilemez. Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır. Şiddet ve zorbalığı özendirici yayın yapmaktan kaçınılır? ilkelerinin takipçisi olmadığı görülmektedir.

Medyadan talepler:

LGBTT bireylere yönelik nefret cinayetleri haberlerinde, LGBTT bireylerin insan hakları alanında çalışan sivil toplum örgütlerinden görüş almanın, tarafsız ve doğru haber hazırlama açısından gerekli olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca, LGBTT bireylerin özel yaşamlarını, kişisel tercihlerini topluma ifşa etmeden, hak haberciliği yaklaşımının benimsenmesini talep ediyoruz.

Cinsiyet ayrımcılığına dayalı şiddet hiçbir biçimde meşru gösterilmemeli, şiddetin toplumsal düzlemdeki önemini azaltacak sansasyonel kullanımlardan ve mizah malzemesine dönüştürme eğilimlerinden uzak durulmalıdır.

Mağdurun kimliği gizli tutulmalı, kimliğin teşhisine yarayacak diğer bilgiler de verilmemelidir (ad, fotoğraf, adres, yerel odaklı haberler için yerleşim birimi vb.).

Konuşulacak kişinin rızası önceden alınmalı ve konuşması sonrasında karşılaşılabileceği olası riskler konusunda kişi bilgilendirilmelidir. Bu bilgilendirme çerçevesinde mağdura teşhis edilip edilmemeye karar verme hakkı tanınmalıdır.

Cinsiyetleri ve cinsel yönelimleri nedeniyle, şiddete uğrayanlarla ilgili haberlerde mağdurların onurunun korunmasına özen gösterilmelidir. Bu ilke özellikle şiddet sonucu yaşamını yitirenlerle ilgili haberlerde daha büyük önem taşımaktadır.

Mağduru, küçük düşürücü durumlarda gösteren fotoğrafların kullanılmasından kaçınılmalıdır.

Taciz ve tecavüz gibi cinsel suçların haberleştirilmesinde kullanılan dile özen gösterilmelidir. Saldırganın ifadesinden yararlanılarak hazırlanan metinlerin, mağdur açısından yaralayıcı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu haberlerde kullanılan görsel malzeme ile anlatım biçiminin pornografik ve özendirici çağrışımlar yaratmamasına dikkat edilmelidir.

Sorumlu bir anlayış benimsenerek şiddete uğrayan ya da risk altında olanlar, çözüm yolları ve yöntemleri konusunda bilgilendirilmeli, var olan kuruluş ve yardım hatlarının erişim bilgileri haberde yer almalıdır.

Medyaya Yansıyan Haberler

Bu bölümdeki haberlerin içeriğine dokunmadan haberlerin medyada verildiği şekliyle yayınlıyoruz.

Tarih: 27/01/2007

Yer: İstanbul

Manşet: Beyoğlu’nda travesti cinayeti

Kaynak: Hürriyet – http://www.hurriyet.com.tr/gundem/5848099.asp?gid=71

İstanbul Beyoğlu’nda bir travesti, tartıştığı kişi tarafından bıçaklanarak öldürüldü.

Tarlabaşı Bulvarı üzerinde bir bardan çıkan ve arkadaşları tarafından ?Sertap? olarak tanınan İdris Can (23) ile yanındaki M.A arasında tartışma çıktı.

Tartışmanın büyümesi üzerine M.A’nın çeşitli yerlerinden bıçakladığı Can, olay yerinde öldü. Can’ın cesedi, Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. M.A ise polis ekiplerince gözaltına alındı.

Tarih: 05/02/2007

Yer: Kocaeli

Manşet: Ahlaksız teklif cinayeti

Kaynak: Takvim - http://www.takvim.com.tr/2007/02/05/gnc103.html

KOCAELİ’nde Cumhur Ç. ile Sadi D., kendilerini ziyarete gelen Erhan Ö. ile Ege Ö.’ye ahlaksız teklifte bulundu. E., Sadi D.’yi 9 bıçak darbesiyle öldürdü.

Ahlaksız cinayet

Kocaeli’de alkollü 2 adam gençlere ahlaksız teklifte bulundu. Öfkeli genç birini öldürdü, diğerini yaraladı.

18 yaşından küçükler

Kocaeli’nde Cumhur Ç., Gündoğdu Mahallesi’nde oturan arkadaşı Sadi D.’yi (40) ziyarete etti. 2 arkadaş sohbet edip, içki içti. Bir süre sonra D.’nin evine daha önceden tanıştıkları ve sokakta yaşadıkları ileri sürülen E Ö. ile E. Ö. geldi. İddiaya göre, Cumhur Ç. ile Sadi D. 18 yaşından küçük oldukları öğrenilen Er. Ö. ile E. Ö.’ye ahlaksız teklifte bulundu. Bunun üzerine çıkan tartışmada öfkelenen E.Ö. Cumhur Ç. ve Sadi D.’ye saldırdı.

Kendini de bıçakladı

Bıçağını çıkartan E.Ö., Sadi D.’yi 9 yerinden bıçakladı, Cumhur Ç.’yi ise yaraladı. Kanlar içinde kalan Cumhur Ç., kendisini sokağa atarak markete gitti ve polisi aradı. Eve dönen Ç., kanlar içinde yerde yatar arkadaşının yanına yığıldı. Tedaviye alınan Sadi. D. aşırı kan kaybından hayatını kaybetti. Cumhur Ç. ise yoğun bakıma alındı. E.Ö. ile E.Ö.’nün peşine düşen polis, kısa sürede zanlıları yakaladı. Zanlılardan E.Ö.’nün kavga sırasında kendisini de bıçakladığı öğrenildi.

Tarih: 28/02/2007

Yer: İzmir

Manşet: Testere kurbanı travesti mi

Kaynak: Akşam, Cumhur ERKEK - http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=69227,3

İzmir’de İZSU’ya ait atık pompa istasyonunda bir gün arayla testereyle dizlerinden kesilmiş iki bacak ve vücudundan ayrılmış başın bulunmasının ardından polis öldürülen kişinin, ?Binnur? takma adlı travesti M. olabileceğini açıkladı. Hatay Semti’nde oturan sarı saçlı ve mavi gözlü ?Binnur? takma adlı travesti M.’nin 20 gündür kayıp olduğu tespit edildi. Arkadaşları tarafından 10 bin YTL’nin kaybolmasından sorumlu tutulduğu öğrenilen travesti M.’nin, bu nedenle öldürülmüş olabileceği ihtimali üzerinde durulduğu öğrenildi.

Tarih: 20/03/2007

Yer: İzmir

Manşet: Katil zanlısı: İş görüşmesi yapacaktık, ilişki teklif etti

Kaynak: Akşam, Cumhur ERKEK - http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=71471,3

İzmir Buca’da kombinezon ve kadın iç çamaşırları giymiş halde cesedi bulunan Saim K.’nın katil zanlısı cinayeti anlattı. Saim K.’nın internetteki IP adresini inceleyen polis tarafından yazıştıkları tespit edilen ?izmir-insaatcı25? nickli Fikret Ö. ve Taner A. gözaltına alındı. Daha önce de eşcinsellerle para karşılığı birlikte olduğu belirlenen katil zanlısı ?İş görüşmesi yapacaktık. Meyve alıp eve gittik. Elektrikler kesikti, mumlar yanıyordu. ????Sana bir sürprizim var’ dedi. Odaya geldiğinde üzerinde kadın giysileri vardı. İlişki teklif edince saçından tutup masadaki bıçakla boğazını kestim? dedi. Ablasının eski nişanlısını çağırarak evdeki parmak izlerini sildiğini de söyleyen Fikret Ö. girdiği sitenin gay sitesi olduğunu bilmediğini de ileri sürdü. Fikret Ö.’nün iki yıldır çeşitli gay sitelerinden birçok kişiyle yazıştığı belirlendi. Suç aleti bıçak bulunamazken, Saim K.’nın pratisyen hekim eşi ?Kocam bakımlı ve metroseksüel bir erkekti. Böyle ilişkileri yoktu? dedi.

Tarih: 24/02/2007

Yer: İstanbul

Manşet: Seri katile tahrik indirimi

Kaynak: Bugün - http://www.bugun.com.tr/haberler/240207/p37589.asp

İstanbul’da işlenen 4 ayrı cinayetin faili olduğu iddia edilen Osman Bora Çuhacı’nın, travesti Murat Taç’ı öldürdüğü gerekçesiyle yargılandığı dava karara bağlandı.

Sanık Çuhacı’yı "Kasten adam öldürmek" suçundan müebbet hapis cezasına çarptıran mahkeme, sanığın cinayeti tahrik altında işlediği gerekçesiyle cezasını 18 yıla indirdi. Mahkeme heyeti, pazarlık sırasında travesti Murat Taç’ın "Bu parayı al, ananla yat? şeklindeki sözlerini cinayet için tahrik olarak değerlendirdi. Mahkemede, "Olay tarihinde maktulle 10 saniyelik bir görüşmem dışında herhangi bir uzaktan yakından ilgim yoktur" diye ifade veren sanık Osman Bora Çuhacı’ya, "Ruhsatsız silah bulundurmak" suçundan da 1 yıl hapis cezası verildi. Sanığın diğer 3 cinayetle ilgili yargılanmasına devam ediliyor.

Tarih: 07/07/2007

Yer: Antalya

Manşet: ORMANDAKİ CİNAYET..ÖLDÜRÜLEN TRAVESTİ ÇIKTI

Kaynak: Antalya Gazetem - http://www.antalyagazetem.com/index.php?page=haber_detay&h_id=13810

Antalya’da kafasına sert cisimle vurularak öldürülen ve cesedi çıplak halde derede bulunan kişinin, Eskişehirli ’’Deniz’’ lakaplı travesti Ali Sırakaya olduğu belirlendi. Ailesi tarafından teşhis edilen Sırakaya’nın cesedine Adli Tıp Kurumu morgunda yapılan otopside, Sırakaya’nın kafasının arka ve yan tarafına sopa olduğu sanılan sert bir cisimle ve ayrıca satır olabileceği tahmin edilen kesici aletle vurularak öldürüldüğü tespit edildi. Sırakaya’nın cenazesi ailesi tarafından Adli Tıp Kurumu morgundan alınarak, toprağa verilmek üzere Eskişehir’e getirildi.

Tarih: 19/08/2007

Yer: Konya

Manşet: Katillerini MNS’den çağırdı

Kaynak: DHA, Milliyet, Özgür SARI - http://www.milliyet.com.tr/2007/08/19/son/sontur14.asp

Konya’da yalnız yaşadığı evinde boğazı ve kasığı kesilen üniversite öğrencisini, internette tanıştığı 2 gencin, 20 YTL için öldürdüğü belirlendi. Zanlılar yakalandı

Chat’le gelen vahşet

Konya’da yalnız yaşadığı evinde boğazı ve kasığı kesilen üniversite öğrencisini, internette tanıştığı 2 gencin, 20 YTL için öldürdüğü belirlendi.

Zanlılar yakalandı

Konya’da evinde boğazı ve kasığı kesik halde bulunan üniversite öğrencisi Abdullah Karaca’yı (20), internette tanıştığı işsiz iki kişinin 20 YTL için öldürdüğü saptandı. Polis, Yasin Ayaş (18) ve Gökhan Açıkel (18) adlı iki zanlıyı Karaman’daki evlerinde yakalayarak gözaltına aldı.

Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliği Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Karaca, 4 gün önce yalnız yaşadığı Meram’daki evinde boğazı ve kasığı kesilerek öldürüldü.

Olayla ilgili araştırma başlatan ve katilleri saptamaya çalışan Konya Emniyeti’ne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Karaca’nın evinde bulunan bilgisayarını incelemeye aldı.

Karaca’nın 2 ay önce internette tanıştığı Yasin Ayaş ile MSN programında sürekli sohbet ettiği belirlendi. Ekipler, Karaca’nın öldürülmeden bir gün önce saat 02.00’ye kadar Ayaş’la mesajlaştığını ve kendisini Karaman’dan Konya’ya davet ettiğini tespit etti.

Para istediler

Polisin ulaştığı bilgilere göre Ayaş, yanına arkadaşı Açıkel’i de alarak Konya’ya geldi ve olay günü saat 19.00 sıralarında Karaca’nın evine gitti. 3 kişi evde oturdukları sırada Ayaş ve Açıkel, Karaca’dan para istedi. Bu istek üniversiteli genç tarafından geri çevrildi.

Çıkan tartışmada Ayaş ve Açıkel, yanlarında getirdikleri ekmek bıçağıyla Karaca’ya saldırdı. Zanlılar, Karaca’yı çalışma odasındaki bilgisayarının başında boğazından ve kasığından yaraladıktan sonra cüzdanında bulunan 20 YTL’yi alıp kapıyı da kilitleyerek kaçtı.

Konya’ya bağlı Hadim’de oturan Karaca ailesi, oğulları Abdullah’dan 4 gün haber alamayınca Konya’ya geldi ve oturduğu evde cesediyle karşılaştı.

Polis, Ayaş ve Açıkel’in evlerine önceki gece baskın düzenledi. Her iki zanlı evlerinde yakalanıp gözaltına alınırken, Ayaş’ın bilgisayarına el konuldu. Bilgisayar kayıtlarında Ayaş’ın Karaca ile görüştüğü tespit edildi. Ayrıca evde yapılan aramada Ayaş’ın cinayet günü giydiği kanlı elbise de ele geçirildi.

Tarih: 21/08/2007

Yer: Bursa

Manşet: Travestilerden başörtülü eylem

Kaynak: Habertürk - http://www.haberturk.com/haber.asp?id=33069&cat=200&dt=2007/08/21

Bursa’da bir travesti, kendisiyle 20 YTL’ye beraber olmak istediği öne sürülen şahsın teklifini reddedince bıçaklanarak öldürüldü.

Bir travestiyi öldürüp, arkadaşını hafif yaralayan zanlı, çok geçmeden yakalanırken, kendisine biber gazıyla saldırıldığını öne sürdü. Öldürülen 22 yaşındaki Ece takma isimli Abdullah Uçele, 3 gün önce arkadaşlarıyla İş-Kur’a müracat edip, Artık bu hayattım bıktım, yeniden doğmak istiyorum. Fuhuş yapmak istemiyorum demişti. Ölüm haberi üzerine ailesi ve arkadaşları hastanede sinir krizi geçirdiler.

Alınan bilgiye göre, dün gece 02.00 sıralarında iki travesti İstanbul yoluna çıktılar. İddiaya göre,barın önünde bekledikleri sırada, yanlarına bir triportör yanaştı. 3 tekerlekli araçtaki şahıs, 20 YTL teklif ettiği travestilerle tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine, hurdacılık yapan 59 yaşındaki sabıkalı M.İ. meyve bıçağıyla Ece takma isimli Abdullah Uçele’yi karnından arkadaşı H.Ç.yi de ayağından bıçakladı. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Uçele, sabaha karşı hayatını kaybetti.

Tarih: 18/09/2007

Yer: Adana

Manşet: ????İstesem öldürtür, 50 dolar verip ABD’ye uçardım’

Kaynak: DHA, Milliyet, Neşet KARADAĞ - http://www.milliyet.com.tr/2007/09/18/son/sontur38.asp

ADANA’da eşcinsel ilişki yaşadığı 30 yaşındaki Deniz Uysal’ı evleneceği için kıskançlık yüzünden öldürttüğü iddia edilen ABD’li 71 yaşındaki Joseph Perry Croskey, mahkemede ilk kez savunma yaptı. Croskey, suçlamayı kabul etmeyerek, ?İstesem öldürtür, 50 dolar verip ABD’ye uçardım’’ dedi.

İncirlik Üssü’nde santral operatörü yardımcılığından emekli olup, ülkesine dönmeyerek Adana’nın Yeşilyurt Mahallesi Evren Sitesi’nde yaşamayı sürdüren Joseph Perry Croskey’in ev işlerine yardımcı olan ve şoförlüğünü yapan Deniz Uysal, kaldığı ABD’linin evinde 14 Mart 2006’da, nikah kıydığı ve düğün hazırlığı yaptığı eşi 25 yaşındaki Habibe ile sevişirken kapıyı çalan bir kişi tarafından kurşunlanarak öldürüldü. Ellerinde barut izine rastlanan ve yine ABD’linin eşcinsel ilişki yaşadığı ileri sürülen 35 yaşındaki Ercan Köse tutuklandı. Cinayete karıştıkları iddiasıyla Croskey ile birlikte, eşcinsel ilişki yaşadığı diğer kişiler 31 yaşındaki Erhan Hangut ve 28 yaşındaki Kazım Doğu hakkında ????kasten adam öldürmek ve öldürmeye iştirak’ suçlarından dava açıldı.

Yaklaşık bir yıldır Adana 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden duruşmaya daha önce tahliye edilen Köse ile tutuksuz ABD’li Croskey geldi. Diğer 2 tutuksuz sanık ise katılmadı.

İLK KEZ SAVUNMA YAPTI

????Cinayete iştirak’ suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istenen ve daha önceki 3 celsede tercüman gelmediği için ifadesi alınamayan Croskey, tercüman aracılığıyla ilk kez savunmasını yaptı. Suçlamayı kabul etmeyen Croskey, olay tarihinde Çiftehan Kaplıcaları’nda olduğunu iddia etti. Öldürülen Uysal’ı 2004’de ayakkabı boyatırken tanıdığını ve daha sonra yanında ücretli olarak çalıştırmaya başladığını belirten Croskey, şunları söyledi: