Eşcinsellerden anayasa atağı

24 Aralık 2007

AKP’nin anayasa taslağını açıklamasına az bir süre kala eşcinseller anayasadan beklentilerini bir raporla ortaya koydu. Rapor, cumhurbaşkanı ve başbakana gönderilecek

ANKARA - AKP’nin akademisyenlere hazırlattığı anayasa taslağı üzerindeki çalışmalarını tamamlayarak açıklamasına az bir süre kala Kaos GL, eşcinsellerin gündelik yaşamlarını doğrudan etkileyen hukuk alanlarındaki düzenlemeleri bir raporda topladı. Rapor, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan ve bütün milletvekillerine gönderilecek.
Kaos GL Derneği’nin ’AB İnsan Hakları ve Demokrasi Programı - Kampanya 2’ kapsamında yürüttüğü ’Hayatın Renkleri’ adlı projenin ’Cinsel Yönelim Ayrımcılığı ve Hukuk Raporu’, derneğin avukatı Oya Aydın tarafından hazırlandı. Raporda özetle şu görüşlere yer verildi:


Anayasa yoruma açık: 1982 Anayasası’nda, eşcinsellik veya cinsel yönelim konusunda olumlu ya da olumsuz bir düzenleme bulunmamaktadır.
Anayasa’nın 10’ncu maddesine göre; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir."
Anayasa’da "cinsel yönelim" olgusuna yer verilmediği halde, ilgili maddedeki "... ve benzeri sebeplerle" ibaresi geniş yorumlanarak cinsel yönelim ayırımcılığı da bu madde kapsamında değerlendirilebilir.

Genel ahlak ifadesi: Anayasa’da eşcinseller lehine uygulanabilecek önemli bir düzenleme de özel hayatın gizliliği ve korunmasına dair hükümdür. Anayasa’nın 20’nci maddesinde "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz" denmektedir. Bu maddenin hukuk pratiğinde fazla etkili olmadığı bilinmektedir. Bunda, maddenin 2. fıkrasında yer alan ’genel ahlaka’ ilişkin sınırlamanın da etkisi bulunmaktadır. Bu sınırlama nedeni, eşcinselliğin ahlaka aykırı yorumuyla bu etkiyi yaratmaktadır. Cinsel yönelim de özel hayatın gizliliğinin bir parçasıdır. Bu nedenle cinsel yönelim nedeniyle ayırımcılık durumunda, anayasada düzenlenen özel yaşamın gizliliği hakkına dayanılabilir. Çok sayıda yasada genel bir sınırlama nedeni olarak kullanılan ’genel ahlak’ deyimi, ahlaka aykırı bir durum olarak değerlendirme nedeniyle eşcinsellerin aleyhine kullanılma potansiyeli içermektedir. Bu nedenle Anayasa’da cinsel yönelim ayırımcılığının yasaklanması ve bunun ceza kanununda bir suç haline getirilmesi, diğer hukuk alanlarında da, ’ahlaka aykırı’ deyiminin eşcinseller aleyhine kullanılmaması bakımından büyük öneme sahiptir.

Her alanda eşitlik: Var olan hukuksal tartışma, eşcinsellere yönelik olumsuz ayırımcılıktan korunmaya yönelik düzenlemelerin getirilmesi talebi (ayırımcılık yasağı) ve örgütlenme hakkı bağlamında yürütülmektedir. Yaşamın her alanında, evlenme, miras vs. konularda eşitliğin sağlanması talepleri henüz dile getirilmemektedir.

Çalışma hayatı uyum bekliyor: Çalışma yaşamını düzenleyen temel yasalarda eşcinsellik ile ilgili herhangi bir düzenleme yoktur. Oysa AB’nin bu konuda özel direktifleri bulunmakta ve üyelik sürecindeki ülkelerin iç hukuklarını bu direktiflere uyumlu hale getirmeleri beklenmektedir. Gerek 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan disiplin hükümleri, gerekse bu kanuna dayanarak çıkarılan kamu kurumları disiplin yönetmeliklerinde ’memurluk ile bağdaşmayacak ahlaka aykırı tutumlar’ eşcinsellere yönelik olarak da kullanılmaktadır. Oysa benzer durumlarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararlarda, cinsel hayata, ancak kamu düzeni ve korunan diğer menfaatlerle uyuşmazlık halinde müdahale edilebileceği kabul edilmektedir.

Radikal